|
"Bütün Renkleriyle Türkiye"
Dünyamız bugün çeşitli şekillerde ikiye bölünmeye çalışılıyor: Müslüman-Hıristiyan çatışmaları, çeşitli etnik tek kimliklilikler ülkelerin kaderi gibi gösteriliyor. Türkiye de bir süredir Avrupa Birliği karşısında sınava tabi tutuluyor. Sanki Avrupa Birliği de Türkiye de tek renkli tek biçimli bir bütünlük oluşturuyormuş gibi, ortada seçilecek iki net yol varmış gibi; ayrım çizgisi Avrupa ile Türkiye arasından geçiyormuş gibi bir tartışma sürdürülüyor.
Oysa Türkiye bu ikiliğin çok ötesinde şanslara sahip. Çok zengin kültürel kaynaklarla yüzyıllarca süren bir tarihi birlikteliğin ardından kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, şu an büyük bir kültürel mirasın da taşıyıcısı...
Edebiyatımıza, müziğimize, mimarimize, sanatımıza baktığımız zaman, Balkan, Arap, İran vb. etkilerini, kendi içimizdeki çeşitli etnik ve dinsel grupların katkılarını, tüm bunların birbirini zenginleştirip geliştirerek nasıl iç içe geçtiklerini görmek mümkün.
Kültürümüzü dünyanın dikkatine açarken hangi unsurun has Türk, hangi unsurun melez olduğu gibi bir tartışmaya girmek yerine, bu tarihi, bu iç içe geçişi öncelikle takdir etmeli ve şükranla karşılamalıyız. İnkârcı, savunmacı bir tutumla tarihsel paylaşımları, yüzyılların alışverişini görmezden gelmek yerine bu tarihe ve şimdi içimizde barındırdığımız çeşitliliğe sahip çıkmalı, hakkını vermeliyiz. Ne de olsa bugün her ülkeden öte ve fazla bir şekilde bu miras bizim topraklarımızda yaşatılıyor.
Kültürümüzün zenginliğine içerdiği kimliklere sahip çıkarak, bünyemize katarak öne çıkartmak, bizi hem kompleksli bir dar görüşlülükten kurtarıp özgürleştirecek, hem de ülkemizin mevcut gücünün çok daha rahat görülmesini sağlayacaktır.
|